21 Haziran 2018 Perşembe

Aşkla aşka düşmek


Öyle bir şey ki, ansızın çalıveriyor kapını, “hadi” diyor, “hadi gidiyoruz”. Ne bir şüphe hissediyorsun ne de bir korku, içindeki sese kulak veriyorsun. O da “git” diyor sana, “git ki yaşa hayatı”. Zaten gidesin var, kapı çalındığı anda "bu o adam" diye hissetmişsin, gidiyorsun sende. Düşünmeden tutuyorsun elini. Hem de aşkla.


Tabi hazırlıksız da çıkıyorsun yola, yanında hiçbir eşyan yok. O halde gidebileceğinden bile emin değilsin hatta. Ama tüm benliğinle tamamen kendin olarak teslim oluyorsun o adama. Zaten fark ediyorsun ki öyle daha çok seviyor seni. Kendin olmayı bile sevdiriyor sana. Dedim ya, tutuyorsun elinden, düşüyorsun işte yola. Evet evet, aşkla.

Korkmuyorsun engellerden, ya da düşeceğin çukurlardan, takılacağın taşlardan. Biliyorsun çünkü, her seferinde seni kaldıracak biri var. Güveniyorsun ona. Seni koruyup kolladığını görüyorsun. Bu yüzden ona sırtını yasladığında gerisini hiç düşünmüyorsun.

Sana her yer neşe olacak artık, bunu biliyorsun. Hatta bildiğin bir diğer ama en önemli şey ise aşıksın ona. Koşulsuz ve geri dönülemez şekilde aşıksın. Aldığın nefesin bile bir anlamı, atan kalbinin bile bir sebebi olduğunu fark ediyorsun onunla.

Onun sesini işittiğin her anda gamzelerin çıkıyor yanağında. Nefes alışını duyduğunda senin ciğerlerine doluyor hava. Kalbine koyduğunda elini tamamlanmış hissediyorsun kendini ya da.

Hani şu asfalt bildiğin yollar var ya, cennetmiş meğer. Onunla yürüdüğünde bunu bile fark ediyorsun işte. Sevdiğinin boynundan gelen buram buram huzur kokusu sarıyor tüm yolu mesela. Hatta hayat yolunuz hep aydınlık görünüyor, belli ki hiç gece doğmuyor geleceğinize. Ne ilginç değil mi? Tam karşınızda, yolun hemen sonunda güneş var, ışığı üzerinize vuruyor ama ne sizi terletiyor ne de kör ediyor gözlerinizi. Umutla ve emin adımlarla yürüyebiliyorsunuz.

Aşıksın işte.

Aşıksın.

Hepsi bu.
Tüm bildiğin bu.
Emin olduğun tek şey bu.

Sonra yolun sonunu görmeye yemin ederken buluyorsun kendini. “Var mısın” diyor, şüphe duymadan “varım” diyorsun. “Evet” diye çıkıyor dilinden. İyi günde de kötü günde de el ele olmaya söz veriyorsun. Yanında o olsun da yetiyor işte sana. Başka hiçbir şeye ihtiyaç duymuyorsun. Sadece o ve sen varsın. Aile olmaya söz veriyorsunuz, aile. Artık dünya bile umurunuzda olamıyor. Varsa yoksa sevda.

Varsa yoksa o.

Sadece o.

Sadece o ve sen.

O ve sen.


Yüreği aşka düşen birini görürseniz, sakın kaldırmayın. Bırakın parçalansın dizleri. Yeter ki onun için parçalansın, ona acısın canı. 
Öyle ya, benim de ansızın düştü yüreğim. Kaldırmaya pek niyetim yok. 
Yüreğimin de tek bildiği bir ömre ve sonsuz sevgiye verdiği sözü, yani tek bir kelimesi.
"Evet"

Yüreğinizin aşka düşmesi dileğiyle,
Sevgiler

(Bu yazının her türlü hakkı saklıdır. İzinsiz ve isimsiz kullanılması yasaktır.)

8 yorum:

  1. Belki inandıramıyor insan, kandıramıyor bedenini. Seviyor ama buna bir ad veremiyor. Geçmiş deneyimler de önemli tabi.

    YanıtlaSil
  2. Aşk konusu derin veba. Hatta deli veba!

    YanıtlaSil
  3. ben sizin yazılarınızı beğeniyorum yaa gerçekten güzel

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne güzel bir yorum böyle, çok teşekkür ederim :)

      Sil
  4. Blogunuzu çok beğendim. Yazılarınızı takip edeceğim. Sevgiler. B.
    Yeni yazıma bakmak ister misiniz?
    https://benirva.blogspot.com/2018/09/atolyelerle-kafeler-bulusursa-ne-olur.html

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba, teşekkür ediyorum. Sizi keyifle takip edeceğim. Sevgiler :)

      Sil