16 Haziran 2018 Cumartesi

Dedem gitti


28.05.18 saat 06:02 civarı anlamsız gelen bir çığlıkla açtım gözümü. “Yelda kalk” diyordu ablam, “kalk” sesi titriyor kelimeleri zor çıkartıyordu dudaklarının arasından, “dedem gitti” anlamadığım bir şekilde git gide kararıyordu dünyam. “Yelda kalk” dedi tekrar, “dedem öldü”




Apar topar hazırlandık ve hemen ilk uçakla memlekete gittik. Evin aşağısında bir sürü insan vardı. İçlerinde başını aşağı eğmiş öylece duran babam çarptı gözüme. “Baba” dedim sessizce bağırır gibi ve hızlı adımlarla koştum yanında. Nefesi titriyordu, belli ki konuşamıyordu. Öylece sarılıp boynumda nefes aldı sadece. Sonra sırayla bir sürü adam geldi baş sağlığı diledi, sarıldı, öptü. O sırada olup biteni anlayamadım, gülümsedim ve teşekkür ettim hep. İçimden bir ses hala dedemin gitmediğini söylüyordu.

Derin bir nefes aldım apartman kapısının önünde ve hemen eve çıktık. Kapıda bir çığlık karşıladı bizi, sessizliğini bozan halamın sesiydi. “Torunların geldi baba” diyordu, “torunların geldi”. İşte o an her şeyi anladım, gerçekten gitmişti, çınarımız gitmişti.

Bittiğimi hissettim. Gerçekten bitmiştim. Halama sarılırken durdu dünyam. Aldı koynuna beni, içine sokarcasına bastırdı. “Sakin ol hala” diyebildim karşılıklı koparttığımız çığlıklarımızın arasından sadece. Mümkün müydü? Hayır.

İçeride adım atacak yerimiz yok, gözüm babaannemi arıyordu. Tam kapının karşısında oturmuş, gözleri yaşlı bir şekilde bize bakıyormuş oysa. Sıyrılarak babaanneme ulaşmaya çalıştım. Yanına gidip önüne eğildiğimde “deden gitti güli” diyebildi sadece. Evet, dedem gitti.

Bir sürü kadın sarılıyor, öpüyor, baş sağlığı diliyor, ben ise içimdeki hayal kırıklığıyla dedemin gidişini idrak etmeye çalışıyordum. Kimdi bana sarılanlar, elimi tutanlar bilmiyordum. Gözüm dedemi arıyordu.
Amcam geldi kapıdan içeri, içli içli ağlıyordu ama çıkmıyordu sesi. Koca adamın boynumda ağlayışı daha da çok acıtmıştı canımı. Belli ki hepimiz bitmiştik artık.

Sonra kapısı kapalı olan dedemin odasına girdim, hani belki uyuyordur diye son bir umut vardı içimde. Yoktu. Bomboştu yatak, çok sessizdi oda. Yüzüğü ve saati baş ucunda düzgünce konulmuş şekilde duruyordu. Halbuki hiç çıkartmazdı dedem onları. 


29.05.18 sabah saatleri ve ev inanılmaz kalabalık, herkes ayakta kalmış. Bir yandan insanları oturtmaya çalışıyor, diğer yandan kendimi sakin tutmaya çabalıyordum. Beklenen telefon geldi, dedem geliyormuş. Dedemin iki ablası, bir de kendisinden küçük kız kardeşi vardı. En büyüklerini de birkaç sene önce kaybetmiştik. Dedemden geriye kalan büyük halayı da aldım koluma apar topar indik aşağı. Apar topar dediysem yavaş adımlarla aslında. Hala ayakta durmakta zorlanıyor, adım atamıyordu. Merdivenleri birer birer inerken hep “kardeşim gitti bir tek o vardı o da gitti” diye isyan ediyordu, “gitti hala dedem” dediğimde “kardeşim gitti” diyordu. İkimiz de ağlıyor, döktüğümüz gözyaşları arasından birbirimizi görmeye çalışıyorduk.


Sonra beyaz bir araba gördüm uzaktan, üzerinde yeşil yazılar vardı. Belli ki içinde dedem vardı. Bu sefer elinde ne ekmek ne de gazete vardı, eli boş geliyordu dedem. İçimde kopan çığlığı tutamadım, “dedem geliyor” diye bağırdım kalabalığa. Bizim İstanbul’dan geldiğimizi duyup apar topar çarşıdan yanımıza gelen dedemde bu sefer yoktu heyecan belli ki. Arabanın kapısı açıldı, içerisinden ahşap bir kutu çıktı, dedemin tabutu. “Dedemi tabuta koymuşlar” diyordu içimdeki ses, “dedemi tabuta koymuşlar”.
Koydular dedemi topluluğun ortasına, bizden helallik alacağını söylediler. Oysa dedeler torunlarına helal etmezler miydi haklarını, bizde tam tersi oldu. 3 defa helal ettik sana hakkımızı.

Helal olsun, helal olsun, helal olsun.

Ne kadar da zormuş bu iki kelimenin ağızdan dökülmesi. Titriyordu sesimiz ama yine de helal olsun…
“Görmek istiyoruz” dedik son kez seni görmek istedik. Babam geçti dedemin başına, sessizce ağlayarak başındaki ipi çözdü, ardından başındaki kefeni sıyırdı. İçerisinden bir melek çıktı. Bembeyazdı yüzü, huzurla kapalıydı gözleri. Kirpikleri birleşmişti biraz, ıslak görünüyordu. Ağlamış mıydı bilmiyorum. Ama öyle huzurluydu ki dedem, öyle melek gibi uyuyordu ki, yanaklarını hep sıktığım gibi sıkmak istedim, öpüp koklamak istedim. Doyamadan kapattılar yüzünü, bağladılar kefeni. Tabuta koydular, orada yanımızdan götürdüler.

Cenazede bir sürü insan durmaksızın baş sağlığı diliyordu. Üzerimde de dedemin kolsuz yeleği vardı. Elimi içerisine götürdüğümde mendili çıktı içerisinden, hiç eksik etmediği mendili. Torunları olarak ayakucunda bekledik belki bizi görür diye. Gördü mü kim bilir. O gün o merkez camideki ezan eşliğinde kılınan namaz benim dedem içindi. Canım git gide daha çok acıyordu.

Koydular dedemi tekrar o beyaz çirkin arabaya, “dedemi götürüyorlar” diye koptu çığlıklarım. Koşmak istedim peşinden, durdurmak istedim, açmak istedim o tahta kutuyu, “kalk dede” demek istedim. Yapamadım. Koparttığım çığlıklar dışında hiçbir şey yapamadım. Öylece gidişini izledim.

Sonra toprağa götürdük dedemi. Herkes orada bizi bekliyormuş meğer. Babam geldi yanıma “son kez görecek misin” dedi, bu sefer yapamadım işte. Son olduğunu bildiğim için yapamadım. Babam tekrar açsaydı kefeni, dedeme sarılıp bırakamazdım ki onu. Ayrılamazdım. Toprağa gireceğini bile bile veda edemezdim ona.

Sonra işte koydular toprağa dedemi, gitti öylece. Bu sefer gerçekten gitti.

Bembeyaz tenine karıştı kara toprak, içinde huzurla uyuyan dedemi hayal ettim tüm o an boyunca. 


Çınarım gitti benim. Tam 92 yıllık koca çınarım. Ben güleyim diye benim için danslar eden dedem gitti. Bir dediğimi ikiletmeyen, ne istersem alan/yapan dedem gitti. İstanbul’dan geldiğimi duyduğunda koştur koştur elinde çikolatayla gelen dedem gitti. Kalbim eksik kaldı, içim buruk artık.


Memlekete her geldiğimde ona kavuşamayacağımı biliyorum artık. Bu gerçek çok acıtıyor canımı çok kırıyor kalbimi.

Daha şimdiden çok özledim dedem seni, inan çok özlüyorum. Hep özleyeceğim, öğrettiklerini uygulayacağım, hatırlayacağım, hatırlatacağım ve seni sonsuz seveceğim. Kurban olurum sana benim melek gibi uyuyan dedem, nur içinde yat.

İmza,

Şefik Kitapçı’nın en küçük torunu Yelda Kitapçı

(Bu yazının her türlü hakkı saklıdır. İzinsiz ve isimsiz kullanılması yasaktır.)

2 yorum:

  1. Allah rahmet eylesin. Mekanı cennet olsun. Ailene, sana sabır versin.
    Duanı eksik etme. Sen onun gururusun. Üzüntünü sakınma değen insanlara üzüntü sakınılmaz. Tez vakitte güzelliklere riv riv...

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Canım riv riv, Allah razı olsun. İyi ki varsın. Tez vakitte güzelliklerle görüşmek üzere...

      Sil