2 Aralık 2020 Çarşamba

İçimdekiler dökülüyor

Sustuklarımı konuşma, kırgınlıklarımı ortalığa saçma, sessizliğimi bozma zamanı geldi benim için. Biliyorum ki yaşadıklarımın bir sebebi var. Bende yara olan bu hikayeyi birilerinin hayatlarına dokunabilmek, kendi hayatıma da kendimi kazandırabilmek adına bu satırları yazıyorum. O yüzden belki şimdi biraz dağılacağım, umarım bu döktüklerimle başta kendim de dahil olmak üzere birkaçımız toparlanabiliriz. Kim bilir belki birileri benim yaşadıklarımı yaşamadan ayağa kalkabilir. Hazır mısınız, izninizle ben biraz dağılıyorum

Çocuklukta hep kilosu düşük olan çocuklardandım. Yani bir sıfat eklemek gerekirse hep “inceydim”. Annem yemek yemem için ısrar ederdi, önüme çeşit çeşit yemek sunardı, takviyeler verirdi. O dönemde iştahım pek açık değildi. Ergenlik döneminin getirmiş olduğu stres yeme alışkanlığımı değiştirdi (bakın bunu derken çok yemekten bahsetmiyorum zamansız ve dönemsel beslenmekten, sınava hazırlanmaktan dolayı dışarıda sağlıksız besinler tüketmekten bahsediyorum). 3-5 kilo almaya, aldığım kiloları fark edememeye başladım. Kilo aldıkça bazı belirli hastalıklar çıktı ortaya. Hemen peşine diyetisyenler girdi hayatıma. Farkındaysanız “diyetisyenler” dedim. Azımsanmayacak bir sayı aslında. 7 yıla yakın çok fazla diyetisyen, 100’den fazla beslenme listeleri (diyet) girdi hayatıma. Evime yemekler yollandı, 2 silme yemek kaşığı yoğurttu tek öğünüm mesela. Özel sıvılar hazırlandı, bilmem kaç renkli detoks suları içildi, internette şu meşhur olan shake'ler geldi geçti önümden, santimlerce incelttiğini iddia eden çaylar tüketildi, hatta zayıflama bantları bile takıldı. Bu süreçte kilolar vermedim mi, verdim tabi çok verdim. Büyük iradeler gösterip büyük kilolar verdim ve hepsini hatta bazen fazlasını bile geri aldım. Bu gidip ben hamburger yediğim, pastalara gömüldüğüm için olmadı, yıllarca keyifle bir şey yemedim ben çünkü. Hepsini vücudum geri almak istedi ve aldı. Spor geçmişimden kaynaklı olarak bedenim spor arıyordur diye düşündüm, çeşit çeşit sporlar da yaptım. Ama ne olduysa hiçbir zaman tam hedeflediğim olmadı. Bazen irademi gösteremeyip yarım bıraktım ama hiçbir zaman eksik yapmadım. Bana denilene hep uydum, sanıyorum ki bırakmalarım hep tükenmelerimden oldu.


Sonra yaşadığım belirli travmalar beni etkilerken fiziksel durumumun da getirmiş olduğu mutsuzlukla her seferinde kendimi daha çok eve kapattım. Zaten dışarı çıktığınızda sizi tanıyan biri sizi görüp selam bile vermeden “ya sen çok güzel kızdın bak çok kilo almışsın biraz kilo ver genç kıza hiç yakışmıyor” dediğinde evden çıkasınız gelmiyor doğal olarak. Dahası da var tabi olmaz mı? Evde durumunuzun getirmiş olduğu çöküntüyle oturuyorken aile bireylerinizden birinin telefonu “ya ben bu kıza çok üzülüyorum yazık çok kilo aldı bir şey yapın ona” kelimeleri için çaldığında da etkileniyor insan. Erkek arkadaşınızın, dostlarınızın yanında kendini bilmez bir kadın yanınıza gelip “ah canım ya nasıl da kilo almışsın” diye aşağılayıcı bir tavır takınarak suratınıza bedeninizi küçümsediğinde de utanıyorsunuz. Çünkü o gün bir düğün için süslenmiş, mağaza mağaza gezip zor bulduğunuz hatta tek bulduğunuz şık kıyafetinizi üzerinize giymiş en güzel halinizle oradasınız ve biri gelip sizi açıkça aşağılıyor. Kırılır insan, kırıldım da. Sonra sizin aldığınız küçük kilolar çevrenizin gözünde dağ oluyor ve size uçurumun sonundaymışsınız çaresizliğini veriyor. Yaşayanlar bilir, üzerinizden şişman şakaları yapılmaya başlanır, gruplarda en has dost siz olursunuz. Şu filmlerdeki şişman ve gözlüklüler ilk ölenlerdir ya hani, heh işte biri sizin dış görünüşünüzle alakalı yorum yaptığında da siz hep ilk öldürülen oluyorsunuz. Lafta basit, empati kurarak derine inin anlayacaksınız.


Uzun lafın kısası ne biliyor musunuz, kilonuz ne kadar azsa siz o kadar kadın oluyorsunuz bu toplumda. Fiziğiniz ne kadar güzelse siz o kadar ön planda oluyorsunuz. Bunlar çevrenin size yaşattığı kısım tabi, toplumda görülenler. Halbuki çevre baskısının bu kadar yıkmasının asıl sebebi içimizde baskıladıklarımızın çevremizden gelmesi oluyor. Hepsi bu. He tabi bu onları aklar mı? HAYIR. Kimse yüreğiyle, mantığıyla görmüyor bizi, gözleriyle bakıyorlar öylece. Ne yazık ki karakterden çok fiziklerin konuştuğu bir dönemdeyiz.


İşin kötü yanı ise, BEN BUNUN KURBANI OLDUM.


Çok yoruldum biliyor musunuz, inanılmaz yoruldum. İnsanların söyledikleri omzumda kendi ağırlığımdan fazla ağırlık yaptı. Hepten boynum büküldü, hepten aynadaki beni görememeye başladım (gözle görülenden değil, benliğimden bahsediyorum). Sonra ne mi oldu, aileme yalvardım. “Tüp mide ameliyatı olayım bitsin gitsin bu acı” dedim. “Allah'ım beni öyle hasta et ki bir anda bir deri bir kemik kalayım” diye ağlayarak ettiğim o saçma duaları düşündüm bu kararı alırken. Hiçbir yerde bedenime uygun beğendiğim bir kıyafeti bulamadığımda aldım. Tek bir pantolonum olduğunda ve onu aşındığında bile giydiğimde aldım bu kararı. Bir çekmece kadar eşyam olduğunda, toplum algısına göre “genç kız gibi” süslenemediğimde aldım işte. “İnsanlar beni gördüğünde bana ne der” korkusuyla değil, daha dik yürümek istedim. Kilo verdiğimde bile “sen yine kilo mu aldın” zihniyetinden kurtulmaktı dileğim. Başlarda kabul etmediler, kimse evladının göz göre göre acı çekmesini istemez tabi, haklılardı. Asıl mesele burada psikolojik çektiğim savaşın fiziksel savaşa dönecek olmasıydı. İstedim, onları çaresiz bıraktım ve bu ameliyatı oldum.

Çok büyük kilolar için değil, ameliyat olabilme sınırını aşamadan oldum bu ameliyatı ben. Gözümde (insanların gözlerinde) dağlar bildiğim kilolarım böyle bir ameliyat için kabul edilebilir değilmiş, ne garip geliyor değil mi kulağa? Ama bir şekilde oldum bu ameliyatı ben. Oldum da iyi mi yaptım kötü mü yaptım bilmiyorum. İnsanların anlattığı ve beni de gaza getiren “muhteşem bir şey hayat kalitem arttı” cümlesi biraz bende ters tepti. İşler değişti, sağlığım ve psikolojim ellerimden kayıp gitti.

Tüp mide sürecimi daha sonra anlatacağım. Bas bas bağıracağım buralarda tüp mide ameliyatını, bunun nasıl olması gerektiğini, benim neler yaşadığımı, bu süreçte aile ve çevredeki insanların ne yapması gerektiğini. Ben doğru düzgün konuşan bulamadım bu konularda, konuşan olacağım olmak isteyenler için. Burada hep saklı tuttuğum kilolarımı, kilolarımla gelen içe kapanıklığımı açık bir şekilde dile getirmek kadar, yaşatılan çevre baskılarını, psikolojik çöküntüyü, fiziksel çektiğim bitmek bilmeyen acılarımı, saklı tuttuğum benliğimi, ağı yırtılan pantolonumu anlatmak kolay değil. Derin bir nefes alıyor, her kelimemde daha da şiddetlenen çarpıntımı duymadan yazıyorum bu satırları.


Devamı gelecek, diyeceklerim bitmedi. Daha çok konuşacağım. :)


Ama sizlerden bir ricada bulunuyorum. Çevrenizdeki insanların burunlarına, boylarına, kilolarına, saçlarına, taktıkları gözlüklerine, giydikleri kıyafetlere bakmayın. Bunlarla onları vurmayın. İçten olun, sevgi dolu olun ve herkese yüreğinizle bakın. Bunu yapmayıp o insanları incittiğinizde onları neye sürüklediğinizi bilmiyorsunuz. İnsanlara çok güzel olduklarını hissettirin. İnsan olarak, varlık olarak, var oluş olarak hepimiz mucizeyiz, her birimiz ayrı bir güzellikteyiz. İyi insan olun.

Bir sonraki yazımda görüşmek üzere.

(Bu yazının her türlü hakkı saklıdır. İzinsiz ve isimsiz kullanılması yasaktır.)



8 yorum:

  1. İnsanlar çoğu zaman gördüklerini değil, görmek istediklerini yorumlar. Bir kadının kilosu sadece bir sayıdır. İnsanı insan yapan en güzel şey düşünceleridir. Senin düşüncelerin hoş... Umarım en kısa zamanda anka kuşu gibi küllerinden daha güçlü dogarsin.

    YanıtlayınSil
  2. Uykumdan uyandım ve uyku bianda tutmadi. Sonrasın da İnternette gezinirken eskaza kendimi yazmış olduğun metnini okurken buldum. O kadar güzel yazmışsın ki şapka çıkartıyorum. Belki de şu cümleni onlarca kez okudum."İnsanlara çok güzel olduklarını hissettirin. İnsan olarak, varlık olarak, var oluş olarak hepimiz mucizeyiz, her birimiz ayrı bir güzellikteyiz. İyi insan olun." Seni o kadar çok yakından tanımak isterim ki, kafanı, düşüncelerini... Olamaz mı?
    - Olabilir

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba, yolumuzun kesişmesine sevindim. Teşekkür ederim değerli vaktinizi ayırıp yorum yaptığınız için. Olamaz mı, olabilir :)

      Sil
  3. harika olmuş zaten bizim toplum hemen aa kilo almışsın aa zayıflatmışsin aa çökmüşsün der bi sormazlarki derdin varmı neden niçin diye hemen ön planda burun kilo kıyafet...ben nasıl rahat oluyorsam odur kara lastiklede gezerim kimseyede hesap vermem yada bi eşofman çeker çıkarım çünkü ben benim benim keyfim...

    YanıtlayınSil