8 Aralık 2016 Perşembe

Saat beni sensiz geçiyordu


Sonbahar yerini kışa bırakırken yüreğimde hissettiğim sıcaklık bir anda son bulmuştu. Kalbimin tüm pencereleri açılmış, kapı ise ardından birini uğurlamışçasına aralık kalmıştı. Elimde tuttuğum kahve soğumuş, üzerime sardığım polar ise beni ısıtamayacak kadar ince kalmıştı. Bir anda kendimi sıcak bir bedende bulmuş, ardından gelecek olan soğuğu ve yalnızlığı tahmin edememiştim. Ve ne yazık ki o soğuk tam da yüreğime, dünyama, benliğime zamansız gelmişti..


Artık zaman bitmek bilmeyen kahveleri, susmayan şarkıları, art arda içilen sigaraları, perdeleri açılmayan evi ve sulanmadığı için kuruyan çiçekleri gösteriyordu. Günümde ne güneş doğuyor, ne de gün batıyordu. Geriye ise sadece dibi kalmış bir şarap şişesi duruyordu gidişine içilmeyi bekleyen. Anlayacağın saat beni sensiz geçiyordu.

Midemde hissettiğim kelebeklerin bir günlük ömrü, bin yıllık hasret bırakmıştı bende. Boğazımda hissettiğim baskı git gide büyüyor, nefes almam her geçen gün zor hale geliyordu. Nefes almak demişken, öyle derinden değil. Yarım yamalak, eksik ve birazda hissiz nefes almaktan bahsediyorum. Öylesine yaşamak gibi.

Masada gidişinle ilk sayfadan terk edilmiş olan Cemal Süreyya’nın Sevda Sözleri vardı. Nazım Hikmet’in aşktan dökülen dizeleri hiç durmazdı, süzülürdü dudaklarından kalbime bir zamanlar. Sonra işte bir rüzgar esti. Kendimi kelimelere boğup, sensizliği cümle yapar oldum. O yüzden düşmez oldu elimden kalemim. Yerler buruşturulup atılmış kağıt parçaları, içleri ise yarım kalmış cümlelerle dolu. Tıpkı yarım kalmış ben gibi, yarım bırakmış sen gibi..

Ah bu yalnızlığın bir kez kırıldı mı kemikleri bir daha kaynamıyormuş işte. Mutluluğun dibi sıyrılmazmış da öyle kolay kolay. Hep söylerdim oysa, sevmenin bedeli ağırdır ayrılıktan sonra diye. Ağır olan yüreğinde bıraktığı parmak izleriyle yaşamakmış. Ciğerlerinde bıraktığı kokuya hasret yaşamakmış. Gözlerinin derinine dokunup gittikten sonra kör olmakmış acı olan. Sakalından bir parça telini yastığının üzerinde bırakıp gittiğinde onunla ama onsuz uyumakmış koca bir ömrü.

Anladım ki aşka misafir olmuştuk ikimizde. O kısası makbuldür dedi ve gitti. Ben ise hazır saat beni sensiz geçiyorken bir kahve daha içiyorum işte. Sonra belki bir kahve daha içerim. Bir kahve daha.. 

(Bu blogta bulunan içeriklerin hakkı 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu çerçevesinde Yelda Kitapçı'ya aittir. İçerikler eser sahibinin izni olmadan kullanılamaz.)

4 yorum:

  1. Yaşamak bir duyguyu bir vücutta var etmek geçici de olsa hoş.

    YanıtlayınSil
  2. Merhabalar. Yazınızı o kadar çok beğendim ki Özellikle vurgulanan cümlelerde kendimi gördüm. Emeğinize sağlık. Blogunuzu takibe aldım. :))
    http://eliftobur.blogspot.com.tr/

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba. Beğendiğiniz ve bazı noktalarda kendinizi bulduğunuz için çok sevindim, çok teşekkür ederim. Bende sizi takibe aldım, keyifle okuyacağım. Sevgiler :)

      Sil